Bir önceki yazımı yazdığımda henüz 4+4+4 diye gündeme oturan bir eğitim reformu yoktu. “Sayın bakanımıza ve değerli müsteşarlarımıza bu yazının ilham olduğu” dönütünü veren değerli okuyucularıma da teşekkür ediyorum. Gündeme getirdiğim sorunların çözümüne önemli ölçüde temel olacak yeni eğitim sisteminin uygulamada da başarılı olmasına inanmak istiyoruz.
Konuya, siyaset ve ideoloji kaygılarından uzak, geleceğimiz olan çocuklarımızın ve gençlerimizin iyi ve doğru bir eğitim alabilmeleri kaygısıyla yaklaşmanın hepimiz için en doğrusu olacağına inanıyorum
Maalesef birçok insanımız (konuyu bilen bilmeyen);İdeolojisine, siyasi partisine, sosyal çevresine... Daha sayılacak birçok ezber önyargının etkisiyle sistemi karalama kampanyası içindeler. Tabii ki çoğulcu demokrasi adına, farkındalık adına insanlarımızın konuşması, eleştirmesi ve tartışması son derece güzel bir olay. Ama tartışmalarımızı tabulaştırdığımız ön yargılarımıza, eğitimden uzak kaygılarımıza oturtmayalım.
Aslında günlük veya normal okuluna giden öğrencilerin hayatını çok fazla etkileyecek türden değişiklikler yapılıyor değil. Ne kadar çok ayrıntıya iniliyorsa, o kadar çok kafa karışacağı için bugün bu yapılan uygulamalara dair şüpheleri artırmak isteyen bazıları bu soruları giderek artırıyorlar. Normalde eğitim sisteminin bütününe yönelik bir değişiklik yapılmıyor. Eğitim sisteminden bahsettiğimizde, bunda müfredat var, öğretmenler var, yapısı var, eğitimin amaç ve hedefleri var, kalite ölçüleri var, yani pek çok sistemin parçası varken, sadece eğitim sisteminde yapısal bir değişiklik oluşturuluyor. Yani diyebiliriz ki bu yapılanmaya eğitim adına büyük umutlar bağlayan da, kötümser bakanlar da devede kulak bir değişikliğin olmadığını görecekler.
Dördüncü sınıfta olan öğrenciler beşinci sınıfa devam edecekler ve 8. sınıftaysalar 9. sınıfa devam edecekler ve böylece herkes kendi bulunduğu yerden eğitim hayatına devam edecek.
Yapılan bu hukuki düzenlemeyle üç temel değişiklik yapılıyor. Onlardan bir tanesi, zorunlu eğitim süresinin 8 yıldan 12 yıla çıkarılması.
İkincisi; bugün 8 yıllık zorunlu eğitimimiz kesintisiz. Bir öğrenci 1. sınıftan başladığında 8. yıl sonuna kadar aynı okulda eğitimine devam ediyor ve sonra mezun oluyor.12 yıla çıkardığı zaman kesintisiz hale getirilmiş olsaydı, o zaman bir öğrenci 1. sınıftan girecekti ve 12 yıl sonra okuldan mezun olup diploma alacaktı, kesintisizlik bu anlama geliyordu. Bu, aslında eğitim sisteminin çok katı olması anlamına gelir. Öğrencilerin beceri ve yeteneklerine göre eğitim verilememiş olunurdu. Düşünün, bir çocuğu siz okulda 1. sınıftan başlatacaksınız, 6 yaşında okula girecek, 18 yaşında o okuldan mezun olacak. Bunun pedagojik bir dünya sorunu olduğu kadar, aynı zamanda eğitim sisteminin katılaşmasından kaynaklanan mahsurları da ortaya çıkacaktı. Bunun önünü kesebilmek için 4+4+4 şeklinde üç farklı veya üç kademeli eğitim öngörülmüş.
Dünyanın pek çok ülkesinde bu 6+3+3 şeklinde uygulanıyor. Yine birçok ülkede 5+4+3 şeklinde uygulanıyor. Yine birçok ülkede 4+4 şeklinde uygulanıyor. Yine bazı ülkelerde 4+5+3 şeklinde uygulanıyor. Bu açıdan bakıldığında şunu söylemek mümkün: Kesintisiz bir eğitim başka ülkede yok. Ama hangi kademede kesinti olacağı ve bu her bir kesintinin kaç yıldan oluşacağına dair her ülkenin kendi ekonomik yapısı, çocuklarının pedagojik özellikleri, müfredatı, hedefleri doğrultusunda farklı tercihleri var. Umarız ki, bu tercihler yapılırken mevcut müfredatımız, öğretmen yapımız, çocuklarımızın okuduğu okuldaki yapısı ve benzeri pek çok husus göz önüne alınarak yapılmış olsun.
Konu çok boyutlu detaylandırılıp konuşulabilir. Yeni yapılanma ve programda eğitim adına önemsediğim en önemli husus; Her bireyin en başarılı olabileceği bir alanda küçük yaştan itibaren yoğun eğitim almasıdır. Çocuklar yeteneklerine göre değil tek tip eğitimin sıkıcılığıyla yaşamaktadır. Öyle alanlar var ki, o alanlarda çocukların çok erken yaşta eğitim almaları gerekiyor. Mesela müzik eğitimi. Eğer bir çocuk iyi bir piyanist olacaksa, iyi bir keman sanatçısı olacaksa vesaire, bu eğitimin aslında 5 yaşında, 4 yaşında başladığı hepimiz biliyoruz. Ayrıca, iyi bir sporcu için yine çok genç yaşlarda eğitim almaya ihtiyaç var. Bu noktada daha açıklayıcı olması adına bir önceki “HER İNSAN ZEKİ OLDUĞU ALANDA EĞİTİLMELİ VE DEĞERLENDİRİLMELİDİR” başlıklı yazımı okumanızı tavsiye ederim.
Herkes; doktor,avukat,mühendis,öğretmen…olacak diye yıllarca şartlandırıldı çocuklar.Bunun sonucunda büyük bir işsizlik ordusu dizilmeye başladı.Diplomalı işsizler…Oysa ki ulusal ve uluslararası sektörün talepleri doğrultusunda ilköğretimden itibaren branşlaşmaya gidilerek bu doğrultuda da meslek okulları ve üniversiteler kurularak alanında nitelikli ve başarılı ayrıca işini bulmuş bir ordu dizilebilirdi.Yapılan bir araştırma Türkiye’de ciddi bir Aşçı açığı olduğu görülmüş ve nitelikli aşçıların yurtdışından transfer edildiği görülmüştür.Nitelikli aşçıların maaşları da 5000 tl’den 13000 tl’ye kadar çıkıyormuş.Türkiye de diplomalı işsiz ordusunun hiçbirinin aklına aşçılık gelmedi diyelim.Anne ve Babanın da gelmedi diyelim.Devletin nasıl gelmedi ve planlama yapamadı düşünmek lazım!O yüzden bırakalım da Devletimiz işini yapsın artık.Değişiklik olmadan gelişmemiz olamaz.
Yeni yapılanmanın, tüm halkımızın umutlarının temeli olması dileğiyle…